Badem Kırma Makinesi

 

 

 

Milletimiz olarak biz maalesef balıkçılığı bilmiyoruz, bilmek istemiyoruz. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, bir o kadar da iç sularımız ve barajlarımız olduğu halde, kişi başı yıllık balık tüketimimiz, yeterli seviyede değil.

Sadece ve sadece 8 kiloğram. Bu rakam geri kalmış ülkeler seviyesinde bile değil. Bu makus talihi yıllarca kırmış değiliz. Bu bence Türkiye’miz açısından vahim bir durumdur.

Balık; sağlık açısından en uygun besin türüdür.

Eh üç tarafımız da denizle çevrili olduğuna göre, biz bu işi niye beceremiyoruz?

Eğri oturup doğru konuşmakta fayda vardır.

Birincisi; devletin bu konuda gerekli tedbirleri almaması.

Balıkçılığın teşvik edilmesi ve iyi denetlenmesi gerekiyor.

Teşvik desen adeta yok gibi. Balıkçının teknesinde kullandığı mazot indirimi yeterli değil. Denetleme ise hak getire.

Sahil Güvenlik, denizden mülteci toplamaktan, belki de bu işlere yeterince bakamıyor bile. Görmezden gelindiği iddiaları ise cabasıdır.Cezalar yetersizdir.

Velhasıl denetleme olmayınca, güç şartlarda ekmeğini kazanmaya çalışan balıkçı da veryansın ediyor, ilerisini düşünemiyor. Belki de bu konuda eğitimi yetersiz.

Üreticinin durumu bu iken,balık tüketiminde neredeyiz?

Maalesef orada da durumumuz hiç iç açıcı değil. Dedik ya; kişi başı balık tüketimimiz, yılda 10 kiloyu bile bulmuyor. Halkımızın üst elit kesimi hariç, ne balık kültürümüz var, ne de derya kuzuları sofralarımızı ayda bir bile şereflendiremiyor.

O Halde yapmamız gereken daha çok şey var. Ekonominin kuralıdır: Arzı talep belirler. Arz artarsa talep artabilir, ama talep olmazsa arzın bir anlamı yoktur. Bu noktada balık yemeyi, balık kültürünü öğrenmemiz lazım.

Birde tarl balığı balığı kavramı var.

Bilenler bilir tarlalarda havuzlar oluşturuluyor kültür balıkçılığı yapılıyor. Ben şahsen buna karşıyım ama zaten amaç burada tarlada ekteğinin karışılığında alınan paradan tarlada blık yetiştirenin aldığı desteğin fazla olması o zaman sorun yine destekleme politikasının yanlış çalışması ile gerçekleşiyor.

Sizin projeniz yanlış olunca ürün yetişecek tarlada balık yetişir balık yetişecek alanda aşırı avlanmadan balık kalmaz. Tüm bunlarda bu ülkemizin balıkçılığına zarar vermektedir.

Öte yandan deniz balıkçılığı pahalı bir meslek. Bunu genelde Karadenizli balıkçılarımız yapıyor.

Hamsi ile meşgul olan bu insanlarımız, yıllardır Ege’de de ağ atıyor. Bu konuda zaman zaman yakınmalar olmuyor değil. Trol’le avlanma kıyılarımızda balıkçılığımızı öldürmüş durumdadır.

İşte bu noktada devletimizin de, balıkçımızın da üzerine düşen görevi yapması şart.

Bir kere yasak olan trol kullanımı, sıkı sıkıya denetlenmelidir.

İkincisi ise balıkçımız Trol kullanarak altın yumurtlayan tavuğu kesmemeli.

Günübirlik projeler bu işi çözemez. Bir süre sonra, ne balıkçı yakalayacak balık bulabilir, ne de halkımız yiyecek balık. Bu konuda kim üzerine ne düşüyorsa yapmak zorunda.

Geriye kültür balıkçılığı kalıyor.

Çiftliklerin kıyı ve koylarda konuşlanması, hem denizlerimizi kirletti, hem de çiftliklerde kullanılan yemlerin antibiyotik ihtiva ettiği yolundaki iddialar, insanımızı balıktan soğuttu. Bu konuda da doğruyu bulmamız gerekiyor.

Çiftlikçiler “sağlıklı” derken, bilim dünyasının bazı kesimleri ve çevreciler başta olmak üzere karşı çıkıyor. Bu da ister istemez milletin kafasını karıştırıyor.

Sonuç olarak ne yaparsak yapalım, şu balıkçılığı ve balık kültürünü, tüketimini öğrenmek zorundayız. Beyin gelişiminden, kanser ve şeker hastalığından korunma, bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi birçok faydası bulunan balık, gelecek nesiller için önemli.

Tüketim Avrupa’da yıllık kişi başı 25-26 kilogram. Bu rakam Japonya’da 70-80 kiloya kadar çıkıyor. Belki Japonlar kadar balıkçı olamayız ama Avrupa’ya yaklaşmamız gerekiyor. O halde, devlete de, balıkçılıkla uğraşanlara da, Türk halkına da düşen görevler var. Elbirliği ile balıkçılığımızı geliştirelim. Bu konuda hiç olmazsa milliyetçi davranalım. Ne denizlerimizi kirletelim, ne balık neslimizi kurutalım, ne de balıksız kalalım.

Son yıllarda büyükşehir belediyelerimiz kıyı temizliğinde güzel sonuçlar almıştır.Bunun sonucu balık çeşidi çoğalmıştır.Deniz yüzeyi çöpü temizliğine devam edilmelidir.

Devamını Oku....

Fuar Haberleri

Aydın Uluslararası Tarım Gıda ve Hayvancılık Fuarı

 

Fuar kodu:24300

Fuar tarihleri:15-18 Şubat 2018

Ülke-Şehir:TÜRKİYE – Aydın – Tariş

Sektör:Tarım Hayvancılık

Ürünler:Tarım Teknolojileri,Tarımsal Mekanizasyon, Hayvancılık Teknolojileri, Hayvan Sağlığı, Yem,Tohum, Gübre, Fidancılık, Gıda ve Gıda Teknolojileri

Organizatör:Kobi Fuarcılık

Web:www.kobifuarcilik.com

Önemli:Fuarı ziyaret etmeye karar vermeden önce, fuarın organize edildiği tarihleri ve yukarıdaki bilgileri organizatör web sitesinden kontrol etmeyi unutmayınız.

Teşvikler:Teşvikli İŞ & FUAR Gezileri için Uygulama Usul ve Esaslar.!!

Email:info@fuartakip.com

Devamını Oku....

Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı bütün çiftçilerimizi köylerine döndürecek bir açıklama yapmıştır.Köyüne dönen çiftçilerimize maaş ve 300 koyun desteği vereceğini açıkladı.Kendi işinin patronu ol projesi kapsamında kentlerden köye göçe teşvik amaçlı işe imza atıldı.Çiftçiler köylerine dönüp hayvancılığa başlayacaklar.Bu proje kapsamında köyüne dönen çiftçilere maaş ve 300 koyun desteği devlet tarafından sağlanacak.

Kimler kendi işinin patronu olacak ve 300 koyun ve maaş alacaklar.Bu projeden faydalanacak ve başvurular ne zaman ve nasıl yapılacak ?

Kendi işinin patronu ol projesi nedir ?

Gıda Tarım Hayvancılık Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba Kentten git köyünde patron ol,hem maaş al projesiyle alakalı açıklama yaptı.Fakıbaba projenin kentten köye dönmeyi sağlamaya çalıştıklarını söyledi.

Asgari ücret ve 300 koyun desteği

 

“Müthiş bir sosyal ve sürü artırma projesi” diyen Fakıbaba, şöyle konuştu:

“Her bir aileye 300 tane damızlık koyun vereceğiz. 300 damızlık koyunu alan ayrıca asgari ücret alacaktır. Sigortasını da yapacağız. İlaç ve yem, veteriner eksiği varsa onu karşılayacağız. Sadece köyde arazi tapusunu ipotek olarak alacağız. 300 koyun 300 yavru verecek. Bu yavruların tamamı da işletmemizin sahibine ait olacaktır. Geri ödeme 300 tane doğacak yavru ile başlayacaktır. Bu yavrular bir kaç ay sonra her biri 700-800 liraya satılabilir. Bir senede 210 bin lira eder.

Yavrularını bize satabilirler

Müthiş bir para. İsterse bu yavruları bize satabilir, borcundan düşülür. Erkekleri kesime gönderebilirler. Fiyat garantisi vereceğiz. Şehirde hastanede temizlik yapacağına asgari ücretle, köyünde hayvanıyla uğraşacaklar. Hem maaşı al hem kendi işinin patronu ol diyoruz. Bu istihdamı da artıracaktır.”

Devamını Oku....

Kategori Dışı

Argan yağı nasıl kullanılır ?

Daha çok cilt ve saç bakımında kullanılmakta olan argan yağı tırnaklar ve vücut içinde besleyici özelliğe sahiptir. Saçların daha parlak ve sağlıklı olmasına yardımcı olurken saç kırıklarının oluşmasını da engeller. Kırık saç uçlarının da onarılmasına yardımcı olur.

Argan Yağının Cilde Faydaları: Cildi besleyerek yenilenmesini sağlar. Anti aging özelliğine sahip olup ciltteki kırışıklıkların giderilmesine yardımcı olur. Ciltteki hücrelerin kendisini yenilemesini sağlar. Göz altı torbalarının oluşmasının önüne geçer.

Argan yağının diğer özelliği ise cildi nemlendirmesidir. Cildi nemlendirmek ve yumuşatmak için de yaygın olarak kullanılmaktadır. Yüksek miktarda E vitamini içerdiği için cilde doğal bir parlaklık kazandırır. Argan yağı yağsızdır ve cildi tahriş etmez.Argan yağı doğum sonrası kadınlarda görülen saç dökülmesini önlediği görülmüştür.Çoçuklarda yanıklarda hızlı etkisi görülmüştür.Kuru ciltlerde etkisi yüksektir.

Sizde Argan yağı kullanmak isterseniz :05306965235

 

Devamını Oku....

Badem Kırma Makinesi